Hastaneye Yatış

Ameliyat olacak hastanın gerekli tahlillerinin yapılması için ameliyattan yeteri kadar önce hastaneye başvurulması gerekmektedir. Bu tahliller rutin olup kan, idrar testleri, elektrokardiyogram (EKG), röntgen filmi gibi tetkiklerdir. Kapak hastaları için ameliyat öncesi dişlerin kontrolü ve gerekiyorsa tedavisi gereklidir. Daha önceden yapılmamış ise, koroner anjiyogramın ameliyat öncesinde yapılması şarttır. Testler hazır olduktan sonra bazen hasta direkt olarak ameliyat için aynı gün hastaneye gelebilir. Ama genel uygulama, hastanın hastaneye ameliyattan bir gün önce kabul edilmesi şeklindedir.

Ameliyat Öncesi

Ameliyatınızı gerçekleştirecek olan cerrah sizi muayene edip ameliyatın detayları hakkında sizinle görüşecek ve sorularınızı cevaplandıracaktır. Sizinle ilgilenen hemşire ihtiyaçlarınızı belirleyip rahat etmenizi sağlayacaktır. Ayrıca bir anestezist sizinle görüşüp durumunuzu değerlendirecek ve ameliyat sırasında dikkat edilmesi gereken durumları belirleyecektir. Yine ameliyat öncesi sizden kan alınacak, kol damarı içine kanül yerleştirilecek (damar içine ilaç vermek için), ameliyat sonrası yoğun bakımda nasıl nefes alıp vermeniz gerektiği öğretilecek ve ameliyatın ne zaman gerçekleştirileceği hakkında bilgi verilecektir. Ameliyat zamanı önceden belirlenir ve zamanında da gerçekleştirilir. Ama ameliyat olması gereken acil bir hasta nedeniyle geciktirilme zorunluluğu doğarsa, mümkün olan en kısa zaman için tekrar planlanacaktır.

Ameliyat Ne Kadar Sürer

Koroner baypas ya da kapak ameliyatı genellikle 3-6 saat kadar sürer. Sürenin uzunluğu yapılacak olan işleme bağlıdır ve bu nedenle ancak tahmin edilebilir, önceden kesin belirlenemez.

Hasta Yakınları

Hastanelerde hasta yakınlarının ameliyat sırasında bekleyebilecekleri belirli yerler mevcuttur. Cerrah ve diğer ekip üyeleri hasta yakınlarının nerede olduğunu bilirler ve onlara gerektiginde kolayca ulaşabilirler.

 

Ameliyat Sonrası

Hasta ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesine alınır. Burada anestezik maddelerin etkisi yavaş yavaş kaybolur ve hastalar tekrar bilinçlerini kazanırlar. Bazı hastalar ilk uyandıklarında ellerini ve ayaklarını oynatamayabilirler. Ama bu durum kısa sürede düzelecek ve vücut hareketleri normale dönecektir.

Aile Ziyaretleri

Ameliyat sonrasında hastalar yoğun bakım ünitesinde genellikle 1-3 gün kalırlar. Bu dönemde yoğun bakım doktoru ve hemşiresinden bilgi alabilirsiniz. Hastanın ziyareti hijyen koşulları nedeniyle yasaklanmıştır. Burada uzun süre kalması gereken hastaların ziyaretine ancak hemşire nezaretinde ve kısa süreli izin verilmektedir.

Ağrı Olacak Mı?

Kalbe ulaşmak için kesi yapılan yerde bir miktar rahatsızlık olacaktır (genellikle kesi göğüs kemiğinin ortasında ve yukarıdan aşağıya bir hat şeklindedir). Genellikle ven greft veya greftler hazırlanmış ise, ayaklarda da bir ya da birkaç kesi olabilir. Bu bölgelerde de ağrı hissedilebilir. Ama ağrıyı gidermek için mutlaka ilaç verilecektir.

Yoğun Bakım Sıkıntıları

24 saat faaliyet içinde olan, sürekli ışıkların yandığı bir ortamda insanın zamanı takip edebilmesi, ortama uyum sağlaması oldukça güçtür. His ve bilincin bu şekilde yanlış yönlenmesinden dolayı duyular bozulup, zihin bulanıklaşabilir. Bu durum özellikle geceleri belirginleşir.
Hasta yakınlarına tavsiyemiz bu süre zarfında hastada görülen geçici davranış farklılıkları konusunda endişe etmemeleridir. Bu durumun geçici olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle hasta, daha sakin ve sessiz olan odasına geçtikten sonraki bir kaç gün içinde tamamen düzelme gösterecektir. Hasta dinlendikçe ve normal uyku temposuna girdikçe halsizliği kaybolur ve kendini daha dinç hisseder.

Koroner bypass ameliyatları ilk kez 1950’li yıllarda başlamış olup, kalpakciğer pompasının geliştirilmesi ile rutin uygulamaya girmiştir. Kalp-akciğer pompası, operasyon esnasında kullanılan yardımcı dolaşım destek cihazıdır. Operasyon esnasında kardiyak asistoli sağlandığı dönemde dolaşımın sağlanmasını ve kanın oksijenasyonunu sağlamaktadır.

Pompaya bağlı birçok yan etkilerin olduğu cerrahlar tarafından bilinmesine rağmen kap ameliyatlarını yapmak için başka bir yöntem olmadığından bu yan etkiler kabul edilmekte idi. Kalp akciğer pompasının kalp ameliyatlarından sonra görülen komplikasyonları en önemli nedeni olduğu yapılan birçok araştırmada kanıtlanmıştır.

Teknoloji ile birlikte cerrahi tecrübenin gelişmesi bypass operasyonlarını daha düşük risk ile uygulanabilir hale gelmesini sağlamıştır. Kalp fonksiyonları baskılanmadan, ‘’çalışan kalpte’’ hedeflenen damara ulaşmak ve revaskülerizasyonun sağlanabilmesi bu ameliyatları daha güvenli hale getirmiştir.

Bu ameliyatın kısa ve uzun süreli sonuçları binlerce hasta üzerinde yapılan çalışmalarda araştırılmış ve çalışan kalpte by-pass ameliyatının riskleri belirgin şekilde azalttığı kanıtlanmıştır.

Çalışan kalpte bypass ameliyatı ile ameliyat sonrası daha hızlı ve kısa sürede iyileşme sağlanmakta, hastanede kalış süresi kısalmaktadır. Ameliyat sonrası görülen ve post-perfüzyon sendromu olarak adlandırılan kişilik ve davranış değişiklikleri görülmemektedir. Doku ödemi daha az gelişmekte ve yara iyileşmesi daha hızlı olmaktadır. Böbrek yetmezliği, şeker hastalığı ve diğer eşlik eden sistemik rahatsızlıklarda çalışan kalpte bypass ameliyatı yapılması doku perfüzyonu bozulmadığı için daha güvenli sonuçlanmaktadır.

Koroner bypass ameliyatı öncesinde hastanın iyi analiz edilmesi, revaskülarize edilecek koroner damarların ve anastomoz bölgelerinin değerlendirilmesi, kalp fonksiyonlarının ve kalp kapak fonksiyonlarının incelenmesi ve eşlik eden sitemik hastalıkların analizi önemlidir.

Koroner bypass ameliyatlarında ilk tercih çalışan kalpte operasyonun gerçekleştirilmesi olmakla birlikte asıl hedef; en düşük risk ile, tam ve kaliteli revaskülarizasyon sağlanmasıdır. Dünya genelindeki çalışmalarda koroner bypass operasyonlarında beating heart oranlar %50 ile %85 oranları arasında bildirilmektedir.

Özel Atakalp Kalp Hastanesi, deneyimli ekibi ile, tedavide en iyi ve en yeni gelişmeleri dünya ile aynı anda takip etmekte ve uygulamaktadır.
Detaylı bilgi için lütfen kliniğimizden randevu alınız.

Koroner Bypass Ameliyatı Nedir?

Göğüsten, Koldan alınan atardamar veya bacaklardan alınan toplardamarların kalbin tıkanmış olan koroner damarına takılması işlemidir.Bu girişim sonrasında tıkalı damardan geçemeyen kan akışı yeni takılan damarlardan geçerek kalbi besler.

Koroner Bypass Ameliyatı Kimlere yapılır?

Yaş gözetmeksizin, kalbinde bir veya daha fazla damarında tıkanıklık olan bütün hastalara yapılmaktadır.

Stent mi, Koroner Bypass mı?

Stent kalp krizi geçirmekte olan bir hastada veya kalbinde tek damarda tıkanıklık yaşanan hastalarda tercih edilebilecek bir yöntemdir.
Bypass ise; Özellikle çoklu damar tıkanıklıklarında tercih edilen tedavi yöntemidir.

Koroner Bypass Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Dünyada tüm ameliyat içerisinde en çok yapılan ameliyatlardan biridir. İyi merkezlerde yaklaşık %1 risk ile yapılır. Ölüm riski dışında en sık karşılaşılan komplikasyon felçtir.

  Çalışan kalp (Beating Heart)’te by-pass   (Kalbi durdurmadan kansız by-pass!)

Çalışan kalpte yapılan ameliyatların avantajları nelerdir?

Kalbi durdurduğunuz zaman ameliyat sırasında kullanılan mekanik kalp ve akciğer makinesi vücuttaki kan dolaşımını ve oksijenizasyonu sağlar. Bu makine vücuda bir akım verir ve bu akım 50 ila 70 mm. arasında bir kan basıncı ile sağlanır.

Ameliyat sonrasında oluşan bazı karakter değişiklikleri ya da ameliyat sonrası çabuk toparlanamama hali kalbin durdurularak ameliyat edildiği ve kalp ve akciğer makinesinin devreye girdiği operasyonlar sonucunda ortaya çıkabilir. Bu tür değişiklikler, yani ameliyat sonrasında kişinin sinirli bir mizaca sahip olması veya tersine yumuşak ruhlu karakteristik özellikler göstermesi, durdurulmuş kalpte yapılan ameliyatlar sırasında vücuda verilen akımla ve hastanın tüm dokularının küçük, mikro embolilerin etkisiyle düz akıma maruz kalmasıyla da ilişkilidir.

Bunun dışında, durdurulan kalpte yapılan ameliyatlarda hastanın iyileşmesi de daha uzun sürelidir. Ama çalışan kalpte yaptığımız ameliyatlarda hastanın ameliyat sonrası iyileşme süresi daha kısadır. Çalışan kalpte yapılan ameliyatlarda kan akımında ve tansiyonda değişiklik yaşanmadığı için kalp kendi doğal ortamında çalışırken doktorlar ameliyatlarını gerçekleştirebiliyor. Hasta da ameliyat sonrasında daha konforlu bir iyileşme dönemi geçiriyor.

EVAR

Endovasküler tedavi yönteminde karın bölgesinde oluşan damarlardaki anevrizmanın ( baloncuk ) olduğu aort bölgesi , kasıklardan kateter ile ilerletilen stentle tamir ediliyor.

TEVAR

Endovasküler tedavi yönteminde göğüs bölgesindeki damarlarda oluşan anevrizmanın ( baloncuk ) olduğu aort bölgesi, kasıklardan kateter ile ilerletilen stentle tamir ediliyor.

Hangi durumlarda uygulanıyor?

Endovasküler yöntem öncelikle açık cerrahi yöntem için yüksek riskli hastalar için uygun.Ancak bu yöntem her hastaya uygulanamıyor. Çünkü anevrizmanın endovasküler yöntem ile tedavi edilebilmesi için hastanın damar yapısının uygun olması gerekiyor. Ayrıca hızlı ve pratik uygulanabilirliği açısından acil cerrahinin gerektiği yırtılmış anevrizmalarda da sıklıkla başvuruluyor.

İşlem nasıl yapılıyor?

İşlem lokal anestezi ile gerçekleştiriliyor. Ancak kateter tekniklerinin uygulanabildiği ve ameliyathane şartlarının olduğu ortamlarda yapılması gerekiyor. Bu nedenle hybrid ameliyathane denilen hem ameliyathane şartlarının sağlandığı hem de kateter tedavilerinin yapılabildiği, bu ileri görüntüleme yöntemlerinin uygulanabildiği ortamın sağlanması büyük avantaj.

Hybrid Prosedürler

Göğüs bölgesindeki damarlarda oluşan anevrizmalar beyin, kollar ve bazı organları besleyen damarlar içerebiliyor. Bu tip durumlarda basit greft ile bypass ve ya TEVAR işlemi, bu organların beslenmesinin korunması için yeterli olamayabiliyor. Bazen bu organların damarlarının korunması sağlanmadan, bu teknikler uygulanamayabiliyor. Bu tip anevrizmalarda öncelikle bu organ damarlarının bypass yöntemi ile kanlanması sağlanarak asıl cerrahi veya TEVAR yöntemine geçilebiliyor. Bu tip kombine tedavilerin uygulanmasına hybrid yöntem deniyor.

Kronik venöz yetmezlik tedavisi?

Kronik venöz yetmezlik ciddi bir sağlık riski olarak kabul edilmez. Doktorunuz daha çok ağrı ve diğer hasta şikayetlerine odaklanır.

Medikal Tedavi

Tekrarlayıcı tromboz riski varsa yaşam boyu pıhtılaşmayı engelleyici ilaç tedavisi gereklidir. Venöz tonusu sağlayan ve ödemi azaltan ilaçların uygulanması belirtilerde düzelme sağlamakla birlikte altta yatan nedeni düzeltmez. Hafif kronik venöz yetmezlik durumlarında, doktorunuz kompresyon bandaj önerebilir. Kompresyon çorabı ve elastik bandajlarla venin sıkıştırılması ve kanın geri kaçmasını önlemek için yapılır. Bu şekilde, kompresyon çorabı sıklıkla deri hassasiyetinin de düzelmesini de sağlar ve kötüleşmesini engeller. Hayatınızın geri kalan döneminde her gün kompresyon çorapları giymeniz gerekebilir.
Venlerdeki basıncı azaltmak için zaman zaman bacaklarınızı kaldırarak ve uzun süre hareketsiz ayakta kalmayarak bacak şişmesini ve diğer belirtileri önleyebilirsiniz. Uzun süre ayakta kalmak zorunda olduğunuzda bacak kaslarınızı ara sıra kasarak kan akımının devamını sağlamalısınız. Aynı zamanda ideal vücut kilonuzu koruyarak ya da fazla kilonuz varsa onları vererek kronik venöz yetmezlik belirtilerin düzelmesini sağlayabilirsiniz.
Daha ciddi kronik venöz yetmezlik vakaları cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. kronik venöz yetmezlik olan insanların %10 dan daha azında problemleri çözmek için cerrahiye gerek duyulur.

Cerrahi Tedavi

Daha büyük problemlerde, cerrahınız üst uyluk bölgesinde ortaya çıkan kronik venöz yetmezliği tedavi etmek için bypass operasyonu uygulayabilir . Örneğin, cerrahınız graft denen başka yerden çıkarılmış veya yapay bir damarı kullanarak kronik venöz yetmezlik tarafından etkilenmiş damara kan akımına yardımcı olmak için bağlayabilir. Bir çok cerrah ufak bir kesi ile bunu yapabilir. Ufak bir DVT riski ve kesi yerinden enfeksiyon riski olsa da genellikle bacak damarlarında yapılan bu bypass operasyonu güvenlidir. Yine de doktorunuz bu işlemi yalnızca çok ciddi durumlarda önerecektir.
Bazı durumlarda cerrah toplardamar içindeki kapakçıkların tamirini gerekli görebilir.Kapak tamirinde, cerrahınız kapak fonksiyonlarını düzeltmek için ven içindeki kapakları kısaltabilir. Cildinizde ufak bir kesi yaptıktan sonra cerrahınız etkilenen damara kesi yapar. Cerrahınız daha sonra kapakları kıvırır. Etkilenmiş damarın çevresine damar duvarına destekleyen bir manşon yerleştirebilir böylece kapak fonksiyonlarının devamı sağlayabilir.
Kalp Damar Cerrahınız, durumunuza göre sizin en uygun tedaviyi seçmenize yardımcı olacaktır

 

Akut damar tıkanıklığı

Akut (ani gelişen) ya da kronik arter tıkanıklıkları şeklinde sınıflandırılabilir.

En sık sebebi, bozuk kalp kapakçıkları üzerinde oluşan pıhtıların kopup belli bölgedeki damarı tıkamasıdır. Bu durumda tıkanan damarın olduğu bölgenin aşağısında dolaşım bozulur. Saatler içerisinde çok şiddetli ağrı, ayakta bacakta soğuma, renk değişikliği (morarma) ortaya çıkar. Bu durum ilk 4-6 saat içinde acil cerrahi müdahale gerektirir. Ameliyatla damar içindeki pıhtı özel bir kateter yardımıyla temizlenir. Bu müdahalede gecikilirse dokularda geri dönüşümsüz hasar ortaya çıkabilir. Ameliyat sonrasında damar tıkanıklığı oluşturan nedene yönelik araştırma yapılır ve hastanın tedavisi buna göre sürdürülür.

Kronik Tıkanıklıklar

Halk arasında damar sertliği olarak bilinen atereskleroz kronik ( yavaş gelişen) damar tıkanıklıklarının en önemli nedenidir. Ateresklerozun nedenleri arsında yüksek serum kolesterol düzeyleri, hipertansiyon, diyabet, sigara kullanımı, genetik faktörler sayılabilir. Ateroskleroz sonucunda damar duvarında bir plak oluşur. Ve zamanla büyüyerek kan akımını engellemeye başlar. Kan akımındaki engellenme derecesine göre klinik belirtiler farklılık gösterir.
Hafif tıkanıklıkta uzun zaman yürüme sonrası bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük gibi belirtiler oluşur. Tıkanıklık derecesi arttıkça daha az mesafelerde yürümekle ağrı oluşur.
Hastalığın ileri aşamalarında dinlenirken ağrı ortaya çıkar. Beslenemeyen ve kanlanması bozulmuş dokularda yaralar oluşmaya başlar.
Erken dönemde başvuran hastalarda, atereskleroz kontrol altına alacak ve periferik dolaşımı destekleyecek ilaç tedavileri verilirken hastalığın ileri aşamaları cerrahi tedavi gerektirir. Genellikle uygulanan ameliyatlar tıkalı damarın aşağısındaki bölgeye kanın taşınmasını sağlayacak yapay damar greftleri yerleştirilmesi şeklindeki by-pass ameliyatlarıdır.

Derin Ven Trombozu nedir?

Derin Ven Trombozu (DVT) derin toplardamar içinde kan pıhtısı oluşmasıdır. Genellikle bacağın aşağı tarafında, kalçanın uyluk bölümündedir. Pıhtının bir kısmı kopar ve kan içerisinde dolaşmaya başlar. Akciğerde kan akışını tıkar ve ölüme neden olabilir

 

DVT’nin belirtileri

DVT başlangıç aşamasında farkedilmeyebilir. Kişilerin yarısında belirgin bir işaret görülmeyebilir. Belirtileri; kızarma, şişme, hassasiyet veya acıdır. Bu belirtiler kan pıhtısının olduğu bölgede görülebilir. Genellikle de bacakta olur.

 

DVT tehlikesi: Pulmonar embolizm

“Pulmonar embolizm” pıhtının akciğeri besleyen kan damarlarını tıkamasıdır. Eğer kan pıhtısı koparsa kan damarı içerisinde dolaşır. Sonucunda ise yaşam tehlikesi oluşur. Belirtileri arasında; düşük kan basıncı, bayılma, hızlı kalp atışı, göğüs ağrısı ve kan tükürme bulunur. Bu belirtilerden herhangi biri varsa acil yardım alınması önerilir.

 

DVT’nin nedenleri

Cerrahi müdahale, yaralanma, bağışıklık sistemi yanıtı gibi damarın iç kısmının astarını zedeleyen her şey DVT’ye neden olabilir. Kalınlaşan kan yavaş akar ve pıhtı yapar. Pıhtı zedelenmiş damar içerisinde oluşur. Kan pıhtısı riski olan durumlar; genetik rahatsızlıklar, hormonal değişimler, özelliklede uçaklarda uzun süre oturmak olabilir.
DVT riskini kim taşır?

DVT riskini taşıyanları şöyle sıralayabiliriz;

  • Kanserli kişiler
  • Ameliyat olmuş kişiler
  • Uzun süre yatak istirahati yapanlar
  • Yaşlılar
  • Sigara içen kişiler
  • Uzun yol seyahatine çıkanlar
  • Obez ve kilolu kişiler

DVT ve gebelik

Gebelik dönemindeki kadın risk altındadır. Doğumdan 4-6 hafta sonra DVT riski hala vardır. Bu yüksek seviyedeki östrojen yüzündendir. Kanın pıhtılaşmasına neden olabilir. Genişleyen rahmin basıncı, damarlarda kan akışını yavaşlatır. Bazı kan ve damar rahatsızlıkları DVT riskini artırır.

 

DVT ve doğum kontrol yöntemi

Gebellik gibi hormonal doğum kontrolü ve menopoz sonrası hormon terapisi kan kimyasını değiştirir. Kan ve damar rahatsızlığı olmayan kadınlarda bile DVT riskini artırabilir.

 

DVT ve seyahat

Uzak diyarlara seyahat heyecanlı bir iştir. Fakat uçak koltuğunda uzun süre oturmak zevk verici değildir. Yapılan çalışmalar, 4 saatten fazla süren yolculukların, DVT oluşumu riskini iki kat artırdığını göstermiştir. Uçak yolculuğu, otobüs, tren, otomobil yolculukları bu riski taşır. Bu durumlar damardaki kan akışını tembelleştirir.

 

DVT’nin teşhisi

Ultrason, DVT teşhisinde kullanılan en yaygın yöntemdir. Ultra ses dalgaları yaratılarak, kan akışının resmi ve pıhtı ortaya çıkarılır. Ultrason önermeden önce doktorunuzun sizi muayene edip DVT belirti ve işaretlerini kontrol etmesi gerekir. D-DIMER kan testi de DVT teşhisinde faydalı olur. Medikal tıbbi hikayeniz, kullanılan ilaçlar, aile hikayesi istenebilir. DVT riskini artıran başka faktörler de incelenir.

 

DVT tedavisi: Anticoagulants

Anticoagulants yani pıhtı önleyiciler kanı inceltir ve en yaygın DVT ilacıdır. Enjeksiyon, iğne veya hap şeklinde alınır. Bu ilaç pıhtıyı parçalar ve yeni pıhtı oluşumunu engeller. İlacı aldıktan bir süre sonra, pıhtının çözülmesi için belirli zaman geçmesi gerekir.

 

DVT tedavisi: Pıhtı parçalayıcıları

Kan pıhtılarını çözen ilaçlara “trombolitikler” denir. Bunlar çok kanamaya neden olabilir. Acil durumda kullanılırlar. Örneğin, yaşamı tehdit eden kan pıhtısı parçalanıp, çözülerek ciğerlere giden kan damarlarını etkiler. Böylece birçok hastalığa davetiye çıkarabilir. Trombolitikler doktorunuz tarafından hastanede verilir.

 

DVT ilaçlarının yan etkileri

Pıhtı önleyiciler kanı inceltir. Bu ilacı kullanan kişilerin vücudunda morluklar oluşur ve kanamalar hızlı bir şekilde olur. İç kanama tehlikelidir. Pıhtı önleyici kullanmadan önce uzman bir doktora danışıp, kan testi yaptırmak ve kanın çok ince olmamasına dikkat etmek gerekir. Yeni ilaçların bazılarında rutin laboratuvar kontrolü ve kan inceltme etkisi istenmeyebilir.

 

İç kanamanın belirtileri

Göbekte iç kanama belirtileri şöyledir;

  • Karın ağrısı
  • Kusma
  • Kahverengi-kırmızı kusmuk
  • Parlak kırmızı- siyah dışkı

Beyin kanaması şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, anormal hareketler ve şaşkınlık şeklinde sıralanabilir. Bu belirtiler varsa direkt hastaneye gitmeniz gerekir. Yaralanmalardan dolayı oluşan kanamalar için de doktora başvurulmalıdır.

 

DTV tedavisi: Vena Cava filtresi

Pıhtı önleyici alamayan kişiler için uzman bir doktor tarafından “vena cama” adlı büyük damara filtre takılması önerilebilir. Bu filtre kan pıhtısını yakalar ve ciğerlere gitmesini engeller. Ancak yeni pıhtı oluşmasını engelleyemez veya DVT’yi tek başına tedavi edemez. Fakat bu filtre yaşamı tehdit eden “pulmoner embolizmi” önler.

 

DTV tedavisi: Kompresyon (basınç) çorapları

Kompresyon çorapları basınç uygulayarak kanın bacaklarda pıhtı oluşturmasını engeller. Şişmeyi önler, azaltır, pıhtının oluştuğu yerde bacaktaki rahatsızlığı giderir. Bu çorap eczanelerden temin edilebilir. Reçete edilen çoraplar daha büyük bir basınç sağlayabilir.

 

DVT tedavisi ve evde bakım

Rahatsızlığı ve şişmeyi önlemek için bacakları yüksek bir yere kaldırmak gerekir. Uzman bir doktor rahatsızlığı olan kişiye kompresyon çorabını önermişse, ev de dahi bu çorabın giyilmesi tavsiye edilir.

 

DVT’nin uzun dönem komplikasyonları

Bir kere kan pıhtısı gittiğinde, DVT arkasında hoş olmayan bir çağrı kartı bırakır. Uzun süren şişlikler, deri renginde değişim ve pıhtının olduğu yerde değişim oluşabilir. Bu belirtiler, post-trombotik sendrom olarak adlandırılır ve pıhtı oluştuktan bir sene sonra kendisini gösterir.

 

DVT’nin önlenmesi için egzersiz

Aktif olmak, kan akışını hızlandırır ve pıhtı oluşmasını önler. Özellikle bacağın aşağı kısmındaki adeleleri çalıştırmak DVT oluşumunu engeller. Aktif ve hareketsiz zamanlarda kişinin çalışmaya ara verip, ayaklarını uzatması önerilir. Düzenli egzersiz, obezite riskini azaltarak DVT riskini yok eder.

 

Seyahatte DVT’nin önlenmesi için ipuçları

Dört saati geçen seyahatlerde çok su için ve dar giysi giymeyin. Her 2-3 saatte bir ayağa kalkıp yürüyün. Koltukta oturmak zorunda kalan kişiler bacaklarını aktif yapmak için seçenek yaratabilir. Bacak adelelerini sıkıp gevşeterek, topuklarını yukarı kaldırıp tekrar indirerek ayağını gevşetebilir. Seyahat sonrası varılan yerde bol bol yürüyün.

 

DERİN VEN TROMBOZUNDA NEDEN ATAKALP?

Bu durumlara gelmeden yani DVT olmadan veya olduktan sonra özel olarak hastamızın damarlarını inceleyerek damar haritalama  yapıyoruz. DVT’ nin üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin kasıktan kateterle girerek pıhtıyı çıkarıp damarları eski haline gelmesine yardımcı oluyoruz. ayrıca dvt’ nin nedeni olan iç varis yani toplardamar kapakçığında reflü yani kaçak  sorununu mikrocerrahi ile çözüp, hastanın bir daha DVT olmasını engelliyoruz.

Eğer hastamızın genetiğinde DVT geni varsa onu da araştırıyoruz ve tekrar pıhtı riski varsa damara süzgeç yani filtre  koyuyoruz, Böylece hastada pıhtı olsa bile akciğer embolisi yani pıhtının akciğere gidip hayati risk oluşmasını engelliyoruz. Yalnızca kan sulandırıcı ilaçlar  ve varis çorabı  verip göndermiyoruz !

DVT için “bu hastalıkla yaşamaya alış” “bunun tedavisi yok”  veya “çok geç kalmışsın, ilk bir iki ayda gelsen hallederdik”  demiyoruz, “geçmiş olsun” da demiyoruz,“Hayat konforunuzu arttırıcı hedefe yönelik devamlı çözüm üretiyoruz “ diyoruz.

Kalpten çıkan en büyük damar olan aortun, uzun süreli yüksek basınca maruz kalması sonucu iç cidarından başlayarak yırtılması olayına ´aort diseksiyonu´ adı verilir. Son derece acil bir durumdur ve hayati tehlike söz konusudur. Aort damarındaki yırtılmanın yerine göre, klinik seyir farklılıklar gösterebilir. Hastanın, hemen teşhis konulup, saatler içerisinde ameliyata alınması gerekebilir ve yırtılmış olan aort kısmı, yapay damar ile değiştirilerek tamir edilir. Aortun bazı bölgelerinde doğuştan veya sonradan olan sebeplerle yerel ´balonlaşma (anevrizma)´ olabilir. Bu anevrizma çapı 5,5 – 6 cm´e ulaştığında ´patlama´ riski oldukça yüksektir. Bu nedenle damarın bu bölgesinin çıkartılıp yerine yapay damar konulması gerekir.
Eğer anevrizma göğüs kafesi içinde ise açık kalp ameliyatı veya endovasküler yöntemlerle tamir edilir. Eğer karın boşluğunda ise açık kalp ameliyatına gerek duymadan karın boşluğuna girilip, cerrahi olarak veya yine endovasküler yöntemlerle yapay damar grefti yerleştirilir.
Aortun bacakları besleyen dallarının başlangıç kısımlarında yerel daralmalar oluşabilir (yağ ve kolesterol birikimi sonucu). Bu darlıklar bacaklarda önemli derecede beslenme bozukluğu yapıyor ise bacaklara giden kan akımını artırmak amacı ile köprüleme (by-pass) ameliyatı yapılabilir.

Kalp kapak cerrahisi, hastalıklı kalp kapakçıklarını onarmak veya değiştirmek için uygulanan bir operasyondur.  Son yıllarda, hastalıklı kalp kapakçıklarının cerrahi tedavisinde büyük gelişmeler olmuştur. Tanısal testler, kapak hastalığının yeri, türü ve derecesini belirlemeye yardımcı olur.

Doğru, gerekli ve yeterli ilaçlar kullanarak, düzenli doktor kontrolleri ile daha fazla hasara karşı kalp kapağını korumak için gerektiğinde, doğru  zamanda, doğru tanıyla ve en uygun yöntemle kalp kapakçığı ameliyatı olarak  kalp kapağı hastalıkları  en iyi şekilde tedavi edilebilir.

Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinde

Yetişkin kalp cerrahisinde;24 saat tüm cerrahi spektrumdaki vakalara acil ve elektif şartlarda hizmet verilmektedir.

1-Koroner arter bypass operasyonları ( çalışan kalp tekniği ve klasik kardiyopulmoner bypass kullanılarak)

2-Kalp kapak operasyonları (aort, mitral ve triküspid kapağa yönelik tüm replasman ve tamir teknikleri kullanılarak) ve kalp içi kitleler (miksoma vb)

3-Büyük damar operasyonları (  asendan,arkus ve torakal aorta cerrahisi, abdominal ve torakoabdominal aort anevrizması ve aort disseksiyonları)

4-Tıkayıcı ve/veya anevrizmatik periferik arter hastalıklarında arteryel revaskülarizasyon damar operasyonları (aorta iliak/biiliak/femoral/bifemoral ve distal tipte revaskülarizasyon ve anevrizma girişimleri)

5- Karotis arter tıkayıcı damar hastalıklarında( karotis endarterektomisi ),

6-Baş-boyun ve üst ekstremite arterlerinin tıkayıcı ve anevrizmatik arteryel hastalıklarında cerrahi girimler (karotiko-subklavian,aksillo-aksiller, subclavian-subklavian bypass ve ilgili artere yönelik diğer girişimler.

7-Venöz hastalıkların cerrahi tedavisi (varis ve kronik venöz yetmezlik nedeniyle oluşmuş kronik bacak ülserlerinin endovenöz, daha az invazif ve klasik cerrahi yöntemlerle tedavisi

8-Hemodiyaliz amaçlı girişim yollarının hazırlanması için arteriovenöz fistül oluşturma operasyonları,

9- Kritik bacak iskemisi, tüm extremite arterlerinin travmatik ve tıkanıklığa sekonder acil hastalıklarında (tromboembolik hadiselerde) acil periferik  artere yönelik invazif radyolojik girişimler ve kombine cerrahi operasyonlar

10-Büyük damar patolojilerde acil veya elektif tüm endovasküler girişim yöntemleri hibrid ameliyathanede gerçekleştirilebilmektedir.

Anesteziye gerek kalmadan 10 dakikada varsilerden kurtulun!

Embolizasyon yöntemi varis ameliyatları için geliştirilmiş en pratik yöntemlerden biridir. Bu sistemin daha önceden kullanılan

kapalı ameliyat sistemlerine göre pek çok üstünlüğü bulunmaktadır. Bu sistemde; lazer ve radyofrekans yöntemindeki gibi ısı

enerjisi kullanılmadığından doku yanığı, cilt yanığı gibi sorunlar oluşmaz. Bacakta herhangi bir kesi yapılmadan tek bir iğne

girişi ile müdahale yapılmaktadır. Bu sayede hastaya işlem sırasında anestezi yapılmasına gerek kalmadan 10 dakika içerisinde

işlem gerçekleştirilir. Hastalar günlük rutinlerini bozmadan tedavi olup yaşantılarına geri dönebilirler.

 

Hastaya tedavide konfor sağlıyor!

– Genel ya da spinal anestezi gerektirmez.

– Lazer ve radyo frekans sisteminden daha kolay uygulanır.

– Lazer ve radyo frekanstan oluşan ısıya bağlı deri, sinir hasarı ve uyuşma riskini tamamen ortadan kaldırır.

– Hasta aynı gün işine ve günlük hayatına geri dönebilir.

– Tedavi sonrası ciltte leke ya da iz bırakmaz.

– Hasta işlem bittikten 30 dakika sonra taburcu olabilir.